İMKANDER Derneği > İNSAN HAKLARI GÜNCESİ |

İngiliz Bakan, 1951 tarihli BM Mülteci Sözleşmesi'nin değişmesi gerektiğini savundu


İngiltere İçişleri Bakanı Suella Braverman, "Çok kültürlülük dogması, Avrupa için zehirli bir kombinasyon olduğunu kanıtladı."

İngiliz Bakan 1951 tarihli BM Mülteci Sözleşmesi 039 nin değişmesi

İngiltere İçişleri Bakanı Suella Braverman, BM sözleşmesinin imzalandığı 1951 tarihinden artık tamamen farklı bir zamanda yaşandığını söyleyen Braverman, sözleşmenin güncel olmadığını, reforma gidilmesi gerektiğini öne sürdü. Bakan Braverman, "mülteci" teriminin de daha dar bir tanımının yapılması gerektiğini bildirdi.

Öte yandan, Braverman, mülteci sözleşmesinde reform arayışının, "siyasetçilerin mülteci karşıtı olarak damgalanmasına" yol açtığını söyledi.

"Çok kültürlülük dogması, Avrupa için zehirli bir kombinasyon olduğunu kanıtladı"

Konuşmasında, çok kültürlülüğün, göçmenlerin paralel hayatlar yaşamasına ve bazı durumlarda güvenlik tehdidine yol açması sebebiyle "başarısız" olduğunu savunan Braverman, şu ifadeleri kullandı:

"Kontrolsüz göç, yetersiz entegrasyon ve yanlış yönlendirilmiş birçok kültürlülük dogması, son birkaç 10 yılda Avrupa için zehirli bir kombinasyon olduğunu kanıtladı. Çok kültürlülük, gelenlerden entegre olmaları için hiçbir talepte bulunmaz, başarısız oldu çünkü insanların toplumumuza gelmesine ve toplumumuzda paralel hayatlar yaşamasına izin verdi. Toplumun içinde olabilirler ama toplumdan olamazlar."

Bakan Braverman, kontrolsüz ve yasa dışı göçün Batı'daki siyasi ve kültürel kurumlar için "varoluşsal meydan okuma" teşkil ettiği uyarısında bulunarak, yasa dışı göçün aynı zamanda kamu güvenliği ve ulusal güvenlik açısından da açık tehditler oluşturduğunu savundu.

İngiliz Bakan'ın açıklamaları, sivil toplum örgütleri ve bazı siyasiler tarafından eleştirilirken, Londra merkezli Uluslararası Af Örgütü de Braverman'ın konuşmasının "alaycılık ve yabancı düşmanlığının göstergesi" olduğunu bildirdi.


İNSAN HAKLARI GÜNCESİ
Tümünü gör
Sumud Konvoyu ilerliyor

Gazze’deki ablukayı kırmak için yola çıkan Mağrib Direniş Konvoyu Trablus’un doğusundaki Tacura kentine ulaştı.

Soykırım derinleşiyor

İsrail'in, Gazze'de 20 aydan fazla süredir devam eden soykırımı ve yardım girişini engellemesi nedeniyle en temel ihtiyaçlarından bile yoksun Filistinliler, yardım iddiasıyla kurulan dağıtım noktalarında, İsrail ordusunun saldırılarına maruz kalıyor.

Soykırım devam ediyor

İsrail'in Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda ise yaşamını yitiren Filistinlilerin sayısı 51 bin 65'e yaralıların sayısı 116 bin 505'e yükseldi.

Esed ailesi katliamlarla hafızalara kazındı

Baas rejimi ve Esed ailesinin iktidarda geçirdiği süre boyunca Suriye'de yaptığı katliamlar hafızalara kazındı.

167 sağlık çalışanı öldü

İsrail'in Lübnan'da 8 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarında ölen sağlık çalışanlarının sayısının 167'ye, yaralananların 275'e yükseldiği bildirildi.

Ölü sayısı 654 039 e yükseldi

Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı açıklamada İsrail'in Lübnan'a yaptığı hava saldırılarında Pazartesinden bu yana 654 kişinin öldüğü bildirildi. Lübnan Dışişleri Bakanlığı, ülkede 500 bine yakın kişinin evlerinden olduğunu söyledi.

Gazze 039 de can kaybı 40 bin 534 039 e

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 40 bin 534'e yükseldi.

Cezayirli düşünür Abdurrezzak Makri İsrail devletinin Batı sömürgeciliğinin tarihi bir

İsrail'in Gazze'deki ayrım gözetmeyen saldırıları, Batı'nın sömürgeci mirasıyla örtüşen bir şiddet ve soykırım politikası olarak ele alınıyor ve İsrail'in İslam dünyasının kalbine yerleştirilen bir ileri karakol olduğu düşünülüyor.